24 Eylül 2012 Pazartesi
Yıllaaar Sonra!
Evet yıllaaaaaar sonra...
Sanki hiç aramıza yıllar, yollar, çizgiler ve ayrı yaşanan bir sürü yaşanmışlıklar girmemiş gibi; hiç ara vermeden eski iki küçük yaramaz çocuğuz hala...
Tek fark,artık extradan ikimizinde yaramaz birer çocuklarımızın oluşu oldu:)
Doğu'yla karşılaşmamız ve aramızdaki inanılmaz çekim görülmeye değerdi. Ne giderken kuzucuk benden ayrılmak istedi ne de Burcu teyzesi ondan.
Muhteşem bir pazardı, tadına doyamadığımız sohbetimiz, bolca biriken hikayelerimiz ve kahvelerimizle tüm gün balkon sefası...
13 Eylül 2012 Perşembe
ANA OKULUNUN İLK GÜNÜ !

Şu an işyerimde heyecandan, tedirginlikten yerimde duramıyorum.
Kızım bugün ilk defa okullu oluyor.
2 yıl gideceği anaokulunun ilk oryantasyon günü bugün.
Anneannesi yanında, ama ben yokum.
Çok isterdim kızımın yanında olup onun elini sıkı sıkı tutup okulun kapısından beraber girebilmeyi...
Başlayacağı çoook uzun eğitim yolculuğunun ilk günü bugün onun...
Seni çok seviyorum güzel kızım.
Hernekadar bugün yanında olamamak durumunda olsam bile sürekli anneanneni arayıp bıktırana kadar sorular soruyorum.
Çok eğleniyormuşsun yeni arkadaşlarınla.
Çok mutlu ol kızım okulda, çok başarılı ol,
yıllaaaar yıllaaaaar sonra üniversiteden mezun olduğunda çok güzel bir meslek sahibi ol.
Çok güçlü, eğitimli ve başarılı bir iş hayatın olsun.
Hayatta kendi başına dimdik durabil.
Dualarım seninle...
Seni seviyorum çok çok çok çok çok hemde....
annen...
4 Eylül 2012 Salı
bayramda KAŞ-KEKOVA-3 AĞIZ...
Bayramın 2. günü çıktığımız tekne turumuzdan unutulmaz anlarımızın bir kaç karesini geçte olsa yayınlamak istedim...
Hiçbir tatil bana kekovada teknede kaldığım birkaç günün yerini vermiyor... Orda ruhum, bedenim, gözlerim doğaya,sessizliğe ve huzura doyuyor...
(En son fotoğraftaki ufaklık, teknenin kaptanının kızı Azra. Bu kız benim hayatımda gördüğüm en doğayla içiçe, kendine güvenli zehir gibi zeki çocuk...Hiç unutmayacağım Azra'yı)










29 Ağustos 2012 Çarşamba
ÇEKİLİŞ vaaaar!

Bu dekoratif kırlent ve 2 eşi daha http://sadekahveblog.blogspot.com/2012/08/kucuk-bir-cekisim-var.html adresinde Ece'nin bizim için yaptığı bir çekilişte şanslı birisine çıkacak. İsteyenler yukarıdaki blog adresinden katılabilir.
Bence çok şirin bir kırlent:) Benim de katıldığım ilk çekiliş, bellimi olur, belki bana denk gelir:)
Sevgiyle Nice Yıllara Sevgilim...
17 Ağustos 2012 Cuma
İNSAN BU KADAR KİRLENEBİLİR Mİ????
İNSAN BU KADAR KİRLENEBİLİR Mİ????
Kamptaydık,
BIRAKTIM,
Ne kadar kirlenebilir ki? dedim
En sevdiği arkadaşı EGE'yle çıldırmış gibi koştular herşeyi ellediler oynadılar yuvarlandılar
Sonuç= KİRLENMENİN SINIRI YOK!
BİRDE YORULUP ÜSTÜNE BUZZ GİBİ AYRAN İÇİLİP BIYIK YAPILIR HATTA:)
Bu kareyi hiç unutmayacağım !

Kamptaydık,
BIRAKTIM,
Ne kadar kirlenebilir ki? dedim
En sevdiği arkadaşı EGE'yle çıldırmış gibi koştular herşeyi ellediler oynadılar yuvarlandılar
Sonuç= KİRLENMENİN SINIRI YOK!
BİRDE YORULUP ÜSTÜNE BUZZ GİBİ AYRAN İÇİLİP BIYIK YAPILIR HATTA:)
Bu kareyi hiç unutmayacağım !

14 Ağustos 2012 Salı
8 Ağustos 2012 Çarşamba
STATİK OLAYI!
"Anneciiiim bak senin için yaptım!" kızım bunu bana oyuncak tahtaları ile yaptığı pek çok şey için söyler. Evler,tahtadan insanlar(anne,baba ve çocuğu), köprüler,robotlar... Ama bu sefer sanırım yaşına göre iyi bir statikle kızım bana ilginç bir şey mimarisi yaptı. Benim çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim...Kızı büyüdüğündede 3.5 yaşında sen bunları yapıyordun diye göstereceğim bir meslek sahibi olur belkide, bellimi olur...:)


30 Temmuz 2012 Pazartesi
BABASININ KRAVATI !
25 Temmuz 2012 Çarşamba
9 Temmuz 2012 Pazartesi
İSTANBUUUULLL!!!!
Çok özlemiştim bu sefer İstanbul'u. Kalabalığı, gürültüsü,kokusu denizi, tuzu herşeyi burnumda tütüyordu artık. Çok kısıtlı bir süre için 3 günlüğüne istanbuldaydık. Neye yetti aslına bakarsanız hiçbirşeye. Sadece tadımlık sevdiklerimi gördüm ve geldim.
Biricik yeğenim Berke'nin sünnet düğünü vesilesi ile gittik memleketime. Cuma günü sabah errrrkenden kalkıp attık kendimizi sokaklara, son ana kadar taksi kullanmadık, minibüsle "Bakırköy",trenle "Eminönü", tramvayla "Kabataş",vapurla "BÜYÜKADA"... Kürşat ve benim için Büyükada'nın anlam ve önemi farklıdır:) İk defa Cerenimizle gittik! anılarımızı yadettik...
Hep oturduğumuz iskendercide iskenderler yendi gezildi dolaşıldı dondurmalar yendi, dönüş yolunda vapurda çaylar içildi,martılara simit atıldı,köpük köpük istanbul boğazı ciğerlerimize çekildi. Başka türlü İstanbulda olduğumuzu hissedemiyoruz ikimizde... ertesi gece oğluşun sünneti vardı hazırlandık veeee ta ta ta taaaaamm, tüm organizasyon şahane olmuştu. Oğluş bir paşa kızımda bir prenses gibiydi. Tüm sevdiklerimizi gördük, yıllardır görüşemediğimiz dostlarımızla hasret giderdik.Düğün günü çok az fotoğraf çekebilmişim. Şu an için olanları paylaşıyorum, ama Gayecikle, abimlerle çekilen fotoğraflar sonradan bana ulaşır ulaşmaz bloga ekleyeceğim. Bu arada atlamadan kızımın Bakırköy-Eminönü hattı treninde ortadaki demire tırmanıp bütün gücüyle bağıra bağıra İSTİKLAL MARŞI'nı okuyup herkesten aldığı alkışı hiç unutmayacağım(fotoğrafı babasının yanında demire tutunmuş olan:).
Kısıtlı zamanda gidemediğimiz taksim ve sanat galerileri için de önümüzdeki haftalarda bir haftasonu yine istanbul'a kaçmaya karar verdik:)

















Biricik yeğenim Berke'nin sünnet düğünü vesilesi ile gittik memleketime. Cuma günü sabah errrrkenden kalkıp attık kendimizi sokaklara, son ana kadar taksi kullanmadık, minibüsle "Bakırköy",trenle "Eminönü", tramvayla "Kabataş",vapurla "BÜYÜKADA"... Kürşat ve benim için Büyükada'nın anlam ve önemi farklıdır:) İk defa Cerenimizle gittik! anılarımızı yadettik...
Hep oturduğumuz iskendercide iskenderler yendi gezildi dolaşıldı dondurmalar yendi, dönüş yolunda vapurda çaylar içildi,martılara simit atıldı,köpük köpük istanbul boğazı ciğerlerimize çekildi. Başka türlü İstanbulda olduğumuzu hissedemiyoruz ikimizde... ertesi gece oğluşun sünneti vardı hazırlandık veeee ta ta ta taaaaamm, tüm organizasyon şahane olmuştu. Oğluş bir paşa kızımda bir prenses gibiydi. Tüm sevdiklerimizi gördük, yıllardır görüşemediğimiz dostlarımızla hasret giderdik.Düğün günü çok az fotoğraf çekebilmişim. Şu an için olanları paylaşıyorum, ama Gayecikle, abimlerle çekilen fotoğraflar sonradan bana ulaşır ulaşmaz bloga ekleyeceğim. Bu arada atlamadan kızımın Bakırköy-Eminönü hattı treninde ortadaki demire tırmanıp bütün gücüyle bağıra bağıra İSTİKLAL MARŞI'nı okuyup herkesten aldığı alkışı hiç unutmayacağım(fotoğrafı babasının yanında demire tutunmuş olan:).
Kısıtlı zamanda gidemediğimiz taksim ve sanat galerileri için de önümüzdeki haftalarda bir haftasonu yine istanbul'a kaçmaya karar verdik:)
21 Haziran 2012 Perşembe
ANNEM...(Bu yazım sana özel...)
Geçen gece "öyle bir geçer zaman ki" filminin sezon finalini izlerken göz yaşlarım sel oldu...
Aylin'i doğuma uğurlayan annenin gülen yüzünün altında ki üzüntü ve kapıda bekleyişleri...
Canım annecim, 2008 yılı Ekim ayının 10. gününde tüm sevdiklerimle birlikte,
ben tüm mutluluğumla giderken yavrumu kucağıma almaya,
o bütün yüreğinide benimle gönderdi ameliyathaneye.
Biliyorum...
Ben gözden kaybolur kaybolmaz hıçkırıklara boğuldu yüreği.
Herkes mutlulukla bebeğimizi beklerken kapıda,
o sadece beni bekledi...
Beni merak etti.
Önce yavrum dedi,
sonra yavrusu...
Biliyorum hissettiklerini,
çünkü...
Yıllar önce tiroid ameliyatına girdiğinde, Haseki hastanesi koridorlarında bende tüm yüreğimi seninle göndermiştim ameliyathaneye.
Ve ben babamı, sıkıldın beklemekten hadi git bir gazete al diye yolladığımda, güçlü durmak ve güç vermek adına bastırdığım bedenimde dolup taşan göz yaşlarım, babamın arkasını dönmesiyle çığrından çıktı...
Bir kızım olduğu için çok mutluyum,
umarım bende kızıma senin gibi bir anne olabilirim.
Annecim sen hep benim yanımda ol !
Seni çok seviyorum,
can dostum,
kan kardeşim,
kocaman kalbi ve kocaman kanatlarıyla beni sıcacık saran
CANIM ANNEM...




Aylin'i doğuma uğurlayan annenin gülen yüzünün altında ki üzüntü ve kapıda bekleyişleri...
Canım annecim, 2008 yılı Ekim ayının 10. gününde tüm sevdiklerimle birlikte,
ben tüm mutluluğumla giderken yavrumu kucağıma almaya,
o bütün yüreğinide benimle gönderdi ameliyathaneye.
Biliyorum...
Ben gözden kaybolur kaybolmaz hıçkırıklara boğuldu yüreği.
Herkes mutlulukla bebeğimizi beklerken kapıda,
o sadece beni bekledi...
Beni merak etti.
Önce yavrum dedi,
sonra yavrusu...
Biliyorum hissettiklerini,
çünkü...
Yıllar önce tiroid ameliyatına girdiğinde, Haseki hastanesi koridorlarında bende tüm yüreğimi seninle göndermiştim ameliyathaneye.
Ve ben babamı, sıkıldın beklemekten hadi git bir gazete al diye yolladığımda, güçlü durmak ve güç vermek adına bastırdığım bedenimde dolup taşan göz yaşlarım, babamın arkasını dönmesiyle çığrından çıktı...
Bir kızım olduğu için çok mutluyum,
umarım bende kızıma senin gibi bir anne olabilirim.
Annecim sen hep benim yanımda ol !
Seni çok seviyorum,
can dostum,
kan kardeşim,
kocaman kalbi ve kocaman kanatlarıyla beni sıcacık saran
CANIM ANNEM...




Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ben galiba sadece taşıyıcı anneyim :P
dün bu programda makinenin anneye %8 oranında daha çok benziyor yazmasını hazmedemeyen babamız oturmuş bugün photoshopta bana böyle bir süpriz yapmış artık %90 oranında babamıza daha çok benziyoruz :D











