29 Ağustos 2012 Çarşamba

ÇEKİLİŞ vaaaar!



Bu dekoratif kırlent ve 2 eşi daha http://sadekahveblog.blogspot.com/2012/08/kucuk-bir-cekisim-var.html adresinde Ece'nin bizim için yaptığı bir çekilişte şanslı birisine çıkacak. İsteyenler yukarıdaki blog adresinden katılabilir.
Bence çok şirin bir kırlent:) Benim de katıldığım ilk çekiliş, bellimi olur, belki bana denk gelir:)

Sevgiyle Nice Yıllara Sevgilim...

Biten, geçen beraber koskoca 12 yıl... Ve evliliğimizin 9. yılınıda arkamızda bıraktık... Seninle, kızımla, mutlulukla, sevgi ve huzurla sonsuza dek yaşamak dileğiyle...
Sevgiler...




17 Ağustos 2012 Cuma

İNSAN BU KADAR KİRLENEBİLİR Mİ????

İNSAN BU KADAR KİRLENEBİLİR Mİ????
Kamptaydık,
BIRAKTIM,
Ne kadar kirlenebilir ki? dedim
En sevdiği arkadaşı EGE'yle çıldırmış gibi koştular herşeyi ellediler oynadılar yuvarlandılar
Sonuç= KİRLENMENİN SINIRI YOK!
BİRDE YORULUP ÜSTÜNE BUZZ GİBİ AYRAN İÇİLİP BIYIK YAPILIR HATTA:)
Bu kareyi hiç unutmayacağım !


14 Ağustos 2012 Salı

8 Ağustos 2012 Çarşamba

STATİK OLAYI!

"Anneciiiim bak senin için yaptım!" kızım bunu bana oyuncak tahtaları ile yaptığı pek çok şey için söyler. Evler,tahtadan insanlar(anne,baba ve çocuğu), köprüler,robotlar... Ama bu sefer sanırım yaşına göre iyi bir statikle kızım bana ilginç bir şey mimarisi yaptı. Benim çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim...Kızı büyüdüğündede 3.5 yaşında sen bunları yapıyordun diye göstereceğim bir meslek sahibi olur belkide, bellimi olur...:)


30 Temmuz 2012 Pazartesi

BABASININ KRAVATI !

Ben haftasonu ütü yaparken Ceren babasının kravatını bulup bu nasıl takılıyorki acaba diye söylene söylene dolaşıyordu etrafımda,
bir ara gözüm takıldı Ceren kravatı takmayı başarmış kendine, amaa kendince:) O halinden memnundu, bende onu böyle görmekten...:)



25 Temmuz 2012 Çarşamba

Ceren'den at arabası şöforü olursa...

Böyle neşeli birşey olur işte, deh deeeeh deeeh!


9 Temmuz 2012 Pazartesi

İSTANBUUUULLL!!!!

Çok özlemiştim bu sefer İstanbul'u. Kalabalığı, gürültüsü,kokusu denizi, tuzu herşeyi burnumda tütüyordu artık. Çok kısıtlı bir süre için 3 günlüğüne istanbuldaydık. Neye yetti aslına bakarsanız hiçbirşeye. Sadece tadımlık sevdiklerimi gördüm ve geldim.
Biricik yeğenim Berke'nin sünnet düğünü vesilesi ile gittik memleketime. Cuma günü sabah errrrkenden kalkıp attık kendimizi sokaklara, son ana kadar taksi kullanmadık, minibüsle "Bakırköy",trenle "Eminönü", tramvayla "Kabataş",vapurla "BÜYÜKADA"... Kürşat ve benim için Büyükada'nın anlam ve önemi farklıdır:) İk defa Cerenimizle gittik! anılarımızı yadettik...
Hep oturduğumuz iskendercide iskenderler yendi gezildi dolaşıldı dondurmalar yendi, dönüş yolunda vapurda çaylar içildi,martılara simit atıldı,köpük köpük istanbul boğazı ciğerlerimize çekildi. Başka türlü İstanbulda olduğumuzu hissedemiyoruz ikimizde... ertesi gece oğluşun sünneti vardı hazırlandık veeee ta ta ta taaaaamm, tüm organizasyon şahane olmuştu. Oğluş bir paşa kızımda bir prenses gibiydi. Tüm sevdiklerimizi gördük, yıllardır görüşemediğimiz dostlarımızla hasret giderdik.Düğün günü çok az fotoğraf çekebilmişim. Şu an için olanları paylaşıyorum, ama Gayecikle, abimlerle çekilen fotoğraflar sonradan bana ulaşır ulaşmaz bloga ekleyeceğim. Bu arada atlamadan kızımın Bakırköy-Eminönü hattı treninde ortadaki demire tırmanıp bütün gücüyle bağıra bağıra İSTİKLAL MARŞI'nı okuyup herkesten aldığı alkışı hiç unutmayacağım(fotoğrafı babasının yanında demire tutunmuş olan:).
Kısıtlı zamanda gidemediğimiz taksim ve sanat galerileri için de önümüzdeki haftalarda bir haftasonu yine istanbul'a kaçmaya karar verdik:)





















21 Haziran 2012 Perşembe

Üçü bir arada...

ANNEM...(Bu yazım sana özel...)

Geçen gece "öyle bir geçer zaman ki" filminin sezon finalini izlerken göz yaşlarım sel oldu...
Aylin'i doğuma uğurlayan annenin gülen yüzünün altında ki üzüntü ve kapıda bekleyişleri...
Canım annecim, 2008 yılı Ekim ayının 10. gününde tüm sevdiklerimle birlikte,
ben tüm mutluluğumla giderken yavrumu kucağıma almaya,
o bütün yüreğinide benimle gönderdi ameliyathaneye.
Biliyorum...
Ben gözden kaybolur kaybolmaz hıçkırıklara boğuldu yüreği.
Herkes mutlulukla bebeğimizi beklerken kapıda,
o sadece beni bekledi...
Beni merak etti.
Önce yavrum dedi,
sonra yavrusu...
Biliyorum hissettiklerini,
çünkü...
Yıllar önce tiroid ameliyatına girdiğinde, Haseki hastanesi koridorlarında bende tüm yüreğimi seninle göndermiştim ameliyathaneye.
Ve ben babamı, sıkıldın beklemekten hadi git bir gazete al diye yolladığımda, güçlü durmak ve güç vermek adına bastırdığım bedenimde dolup taşan göz yaşlarım, babamın arkasını dönmesiyle çığrından çıktı...
Bir kızım olduğu için çok mutluyum,
umarım bende kızıma senin gibi bir anne olabilirim.
Annecim sen hep benim yanımda ol !
Seni çok seviyorum,
can dostum,
kan kardeşim,
kocaman kalbi ve kocaman kanatlarıyla beni sıcacık saran
CANIM ANNEM...





14 Haziran 2012 Perşembe

Ceren'in kendisine edindiği ilginç rahat mekanlar;)

Ceren kimi zaman mutfakta dolaba girer cam kapağını kapatır içinde oturur kimi zaman ben elbise seçerken gardrobuma girer kıvrılır oturur kimi zamanda böyle koltuk kolçaklarına uzanıp tv seyreder. O kadar da rahat görünüyorki orada, benim bile uzanıp bir deneyesim geliyor.



4 Haziran 2012 Pazartesi

ben galiba sadece taşıyıcı anneyim :P

ben galiba sadece taşıyıcı anneyim :P
dün bu programda makinenin anneye %8 oranında daha çok benziyor yazmasını hazmedemeyen babamız oturmuş bugün photoshopta bana böyle bir süpriz yapmış artık %90 oranında babamıza daha çok benziyoruz :D